« Önceki |

11/8/2008

GIF,JPG, Ve PNG Arasındaki Farklar

Eğer bir webmaster iseniz, genellikle grafik ve resimlerle de haşır neşir olmaktasınız. Bugün web ortamında kullanılan başlıca üç resim formatı var. Bu üç değişik resim formatınında kendilerine göre bazı getirileri ve götürüleri var. Belli yerlerde belli bir formatı seçerek daha hızlı yüklene daha kaliteli resimleri sitenize ekleyebilirsiniz.

GIF (Graphics Interchange Format)
 GIF formatı uzun zamandır webde en çok tercih edilen resim formatı oldu. Bunun en büyük nedeni küçük dosya boyutuna sahip olması idi. GIF formatı aynı rengin büyük alanlara hakim oldukları resimleri sıkıştırmada çok başarılır. Aynı zamanda kayıpsız (lossless) bir format olarak bilinir. Bunun nedeni resmin bulanık veya karışık hale gelmemesidir. GIF formatı LZW denilen bir sıkıştırma biçimi kullanır. Bu skıştırma tekniği kısaca tekrarlanan pikselleri bularak, onları sıkıştırır ama kaliteden ödün vermez. GIF formatı 8 bitliktir.

Ayrıca GIF formatı uzun bir süredir (ve bazen hala) animasyon ekleyebilmek için mümkün olan tek yoldur. Bunu birden fazla katmanı sırayla gösterek yapar.

GIF resimleri en fazla 256 renk gösterebilir:
GIF formatında kaydedilmiş bir resim en fazla 256 renk gösterebilir. Bu yüzden fotoğraflar gibi çok fazla rengin sahip olduğu resimler için uygun değildir. Her ne kadar 2 değişik pikseli yan yana koyarak değişik renkleri gösterebiliyor gibi dursa da bu genelde çok fazla tekil rengin bulunduğu resimlerde zayıf bir performansa neden olur.
Saydamlık (Transparency):
GIF formatı saydam rengi desteklemektedir. Bu sayede resmin bir bölümü saydam hale getirilerek üzerinde bulunduğu arka planın veya resmin üzerinde rahatlıkla görüntülenebilir.
Birbirine Dolanma (Interlaced)
GIF resimler Interlaced denilen bir teknoloji ile kaydedilebilirler. Bu kaydedilen resimlere daha hızlı yükleniyormuş hissi verir. Baştan aşağı resmi yüklemek yerine web tarayıcı resmin bütün ama belirsiz, düşük detaylı bir halini yükler, daha fazla bilgi geldikçe resim giderek netleşir.

JPEG (Joint Photographic Experts Group)
16 24 bitlik JPEG formatı , fotoğraflar akılda olarak tasarlanmıştır. Bu yüzden bir defasında milyonlarca (16.7 milyon) renk gösterebilir. JPEG’in sıkıştırma teknolojisi GIF’in aksine bazı bilgileri atar. Resmi sıkıştırma isteğinize göre atılan veri gözle görünmez veya görünür olabilir. Resim bir kere sıkıştırıldıktan sonra yapılan değişiklikler geri alınamaz. Dolayısı ise orijinal resimde veri kaybına yol açmamak için resmin orijinalini saklamayı unutmayın. JPEG formatı resmi, resimde bulunan bazı verileri atlayarak kaydetme üzerine dayalıdır. Daha sonra resim gösterilirken bu atlanan yerler doldurulmaya çalışılır. Bir resmi %0 oranında sıkıştırmak, resimde kalite kaybına yol açmazken, %75 ve üzeri bir sıkıştırma gözle görülür bozulmalara yol açabilir. Genelde %60 civarı sıkılştırma resim kalitesi ve dosya boyutu arasında optimal olarak kabul edililebilir. Tabii ki daha önceden sıkıştırılmış bir JPEG dosyasını tekrar sıkıştırmak veri kaybını arttırarak kaliteyi düşürecektir.

Progressive JPEG
Aynı Interlaced GIF dosyaları da hızlı yüklenme aldanmasını vermek için progressive olarak kaydedilebilirler. Bu sayede resim bir kaç okuma sonunda netleşmek üzere bulanıktan itibaren yüklenmeye başlar. Bazı grafik programları kaç okumadan sonra resmin netleşeceğini ayarlamanıza izin verirler.

PNG (Portable Network Graphics)
PNG ilk olarak web için tasarlanmıştır bir resim formatıdır. GIF resim formatında bulunan patent hakları yüzünden ve GIF formatının sınırlamalarına sahip olamayan bir resim formatı üretmek amacı ile yaratıldı. (GIF patenti artık zaman aşımına uğramış durumda)

PNG’nin iki biçimi bulunmakta, PNG-8 ve PNG-24. PNG-8 adından anlaşılıcağı ise 8 bitlik bir format, bu format sadece 256 renke kadar destek veriyor ve bir bitlik de saydamlık bilgisi taşıyabiliyor. Ama Fireworks ya da becerikli herhangi bir grafik programı ile kaydedilen bir PNG, bir GIF dosyasından gözle görünür oranda daha küçük dosya boyutuna sahiptir. Bunun nedeni PNG’nin sıkıştırmasının GIF’e göre daha etkili olmasıdır.

PNG-24 ise JPEG’in gösterebildiği kadar renk gösterebilen 24 bitlik bir biçimdir. Fakat GIF gibi loseless (kayıpsız) bir format olduğu için dosya boyutları JPEG’e göre farkedilebilir orada büyük olabilirler.

PNG’nin en büyük avantajlarından biri alfa kanallardır (alpha channels). Diğer formatların ilkel saydamlık seçeneklerine rağmen (bir piksel ya saydamdır ya da değildir) apfa kanallar bir piksele 0 ile 255 arası bir saydamlık verir. Bu sayede resimler her hangi bir arka planda bile yarı-saydam görüntüye sahip olabilirler. Bunun tek dezavantajı ise Microsoft Explorer 6′nın bunu desteklememesi. (sürpriz!)

PNG doğrudan GIF tarzı bir animasyonu desteklemez. Bunun yerine MNG (Multiple-image Network Graphics) adlı bir türevi animasyonları desteklemektedir. Fakat bu format daha henüz çok yaygın değil.

Hangi resim formatı nerede kullanılmalı:

GIF: Tekil renklerin az olduğu veya tekil renklerin büyük alanlara yayıldığı resimler için idealdir. Özellikle siyah-beyaz resimler, grafikler gibi yerler için idealdir. Ayrıca basit animasyonlar için Flash gibi diğer teknolojilere alternatif olabilirler.

JPEG: Genel olarak JPEG resimler GIF’in renk sınırlaması yüzünden kalite kaybına sebep olan resimlerde ve tekil renklerin çok fazla olduğu resimlerde kullanılır. Büyük renk bloklarına sahip basit resim veya grafiklerde JEPG kullanmak kenarların lekeli görüntülenmesine sebep olabilir.

PNG: Web’in yeni formatı, GIF resimler yerine bunları kullanmak aynı kalitede daha düşük dosya boyutlarına sahip resimler sunacaktır. 24 bitlik sürümü ise JPEG’e göre daha kaliteli görüntü sunmasına rağmen daha büyük dosya boyutlarına yol açabilir. Dolayısı ile boyutun değil kalitenin önemli olduğu durumlarda kullanılması önerilir.

http://www.suaygiri.com/gif-jpg-ve-png-arasindaki-farklar/

11/8/2008

Iso Görüntü Dosyası Nedir!

ISO görüntü dosyası -ya da "kalıbı", CD standardı olan ISO 9660 dosya sisteminin birebir görüntüsünü içeren bir dosyadır. Normalde ISO 9660 için kullanılan terim şimdilerde daha geniş anlamda görüntü dosyaları için kullanılıyor.

Bir ISO dosyasını uzantısından tanıyabilirsiniz: .iso. Özellikle işletim sistemlerinin bu şekilde dağıtılıyor oluşu, ISO görüntüsünün, sistem CD'sinin tüm özelliklerini tek dosya altında topluyor oluşudur. Bu özellikler dosya öznitelikleri ve açılış (boot) kodunu da kapsar. Bu şekilde, sistem dosyalarını CD'ye kopyalayıp bir de açılış kaydı hazırlamaya gerek kalmadan, tek hamlede açılabilir (boot edilebilir) işletim sistemi diski oluşturulabilir. ISO dosyalarının elbette tek amacı işletim sistemi değildir, bir CD'nin birebir görüntüsünün gerekli olduğu başka her türlü depolama amacıyla da (standartlar çerçevesinde) kullanılabilir.

isodir.png
Sitelerinden ISO görüntüleri olarak indirilmiş işletim sistemleri www.teknoloji.blogcu.com

ISO görüntü dosyasıyla bir işletim sistemi indirdiyseniz, bu ISO dosyasını CD'ye kopyalamanız size işletim sistemi CD'sini vermez. Doğru şekilde içeriği CD'ye aktarmak için CD/DVD yazma programınızın ISO yazdırma işlevini kullanmalısınız.

http://www.pclabs.gen.tr/2008/02/12/iso-goruntu-dosyasi-nedir/print/

11/8/2008

Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi

5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 121'inci maddesinde "(1) Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukukî bir neden olmaksızın kabul edilmemesi hâlinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur" hükmüne yer verilmiştir.

Dilekçe hakkının kullanılmasının engellenmesi, ilk defa 5237 sayılı Kanunla suç olarak düzenlenmiştir. Eski TCK'da bu maddenin karşılığı yoktur. “Dilekçe Hakkının Kullanılmasının Engellenmesi” başlıklı 5237 sayılı Kanunun 121 inci maddesi; “(1) Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi halinde, fail hakkında altı aya kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklindedir.

Bu suçla dilekçe hakkının kullanılması güvence altına alınmıştır. Bilindiği gibi Anayasanın 74 üncü maddesinde; “Vatandaşlar ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptirler” denilmektedir. Dilekçe hakkının kullanılması 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılması Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir.

Maddedeki suçun oluşabilmesi bakımından dilekçenin söz konusu olması gerekmektedir. Dilekçe, kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına yazılı olarak yaptığı başvuruyu ifade etmektedir. Dilekçenin unsurları 3071 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerde, dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresinin bulunması gerekir”. Eğer dilekçe sahibinin adı-soyadı ve imzası ile iş veya ikametgâh adresi bulunmuyorsa dilekçe söz konusu olmayacaktır. Sadece sözlü başvurunun kabul edilmemiş olması halinde maddede yer alan suç oluşmayacaktır.

Madde gerekçesinde dilekçenin kabul edilmemesinin hukuki bir temele dayanması halinde suçun oluşmayacağı ifade edilmiştir. Örneğin suç duyurusuna ilişkin dilekçenin, ilgisiz bir makama verilmeye teşebbüs edilmesi halinde kabul edilmemesi suç oluşturmayacaktır.

3071 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi kapsamında bulunan dilekçelerin kabul edilmemesi durumunda da suç oluşmayacaktır. 3071 sayılı Kanun “İncelenemeyecek dilekçeler” başlıklı 6 ncı maddesinde; “Türkiye Büyük Millet Meclisine veya yetkili makamlara verilen veya gönderilen dilekçelerden;
a) Belli bir konuyu ihtiva etmeyenler,
b) Yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olanlar,
c) 4 üncü maddede gösterilen şartlardan herhangi birini taşımayanlar, incelenemezler
” denilmektedir.

Kaynak: http://www.gelecekonline.com/Yazilar.asp?goster=dos&id=655

11/8/2008

Ses Kayıt Biçimleri

WAV: Windows işletim sistemine aslî ses biçimi olarak seçildiği için en yaygın kullanılan bu biçimde, analog ses sinyalinden belirli frekansta örnek alınır ve bu örneğin yüksekliği (amplitute) sayıya çevrilir ve rakam olarak yazılır. Yani, analog-to-digital– converter (ADC) sisteminin ürettiği hemen hemen bütün değerler bir dosya olarak kaydedilir. Ve dolayısıyla ortaya kısacık bir ses için bile kocaman bir dosya çıkar!

AIFF: Apple firmasının geliştirdiği Audio Interchange File Format adlı bu biçim Macintosh işletim sisteminin doğal ses kayıt biçimidir. Temelte WAV biçimi ile aynıdır; sadece dosyanın ses bilgisinden önce yeralan başlık (header) bölümünde daha çok bilgiye yer verme imkanı vardır. Bu sebeple WAV dosyasından daha büyük boyutta olur.

AU: Sun firmasının ses kayıt biçimidir; fakat bir çok Unix prgramında kullanılan biçim olduğu için Internet Server ve Browser prgramlarında uygulanmış ve geniş bir uygulama alanı bulmuştur. WAV dosyasında bulunan bilgiler, bir algoritma ile sıkıştırılırdığı için nisbeten daha küçük dosya boyutuna sahip olur.

MIDI: Musical Instrument Digital Interface denilen ve bilgisayara doğrudan ses sinyali gönderebilecek cihazlarla bilgisayar arasındaki iletişimin protokollerini belirleyen bu yöntemde hemen hemen her ses, synth denen program parçacıkları olarak kodlanmıştır. Söz gelimi “program 1” daima piyano, “program 33” bas, “program kontol 7“ daima volume (ses düzeyi) demektir. Dolayısıyla MIDI kayıt; bir dizi formülün altalta sıralanması demektir; diğer bütün biçimlere gör eçok daha az yer tutar; çok daha fazla ve kaliteli bilgi kaydedilebilir.

RMF: Rich Music Format denilen bu biçim Beatnik firması tarafından geliştirildi; MIDI esasına dayanır, fakat kayıt sırasında bilgiler bir algoritmeye göre şifrelenir. Ancak Beatnik plug-in tarafından ses ediding programının veya Browser’ın anlayacağı şekle çevrilebilir. Çevirme işleminin gerektirdiği kodlar plug-in’de bulunduğu için dosya boyutu çok küçük olabilir. Beatnik, ayrıca Java****** ile kullanılabilecek bir çok kontrol ögesi de geliştirmiş olduğu için Internet’te etkileşmeli kullanım alanına sahiptir.

MP3: Motion Picture Experts Group (MPEG) adlı bir standart geliştirme ekibi tarafından ortaya atılmıştır. Fast Fourier Transforms (FFTs) adı verilen algoritma ile Wave dosyasında yer alan frekanslardan sadece insan kulağının duyabileceği frekanslar dahilindeki sesler bazen 10’a 1 oranında sıkıştırılabilir.

IMA: Interactive Multimadia Association adlı örgütün geliştirdiği bir standart ile orijinal Wave dosyasındaki bilgilerin ortalaması bulunur; bu ortamanın üstüne çıkan veya altına inen frekansların ortalamadan farkı kaydedilir.

RAM: RealAudio Media (yeni adıyla Real Networks) firmasının geliştirdiği sıkıştırma tekniğidir. IMA esasına dayanır; kullanıcının arzu ettiği oranda (dosyanın Internet’te hangi hızda aktarılacağına göre) kayıp pahasına, ortalamadan uzaklaşan bazı bilgiler atılarak sıkıştırma yapılır.

9SWF: Macromedia firmasının Flash filmleri için ses sıkıştırma modelidir; MP3 esasına dayanır. Sıkıştırılmış dosyanın açılmasında kullanılacak bazı bilgiler plug-in’de bulunduğu için, ortaya çıkan dosya MP3’den daha küçük boyutta olur.

MOV: Sadece ses değil, fakat hareketli görüntü (video) sıkıştırma tekniğidir. Sesin veya videonun özelliğine göre bir dosya içinde farklı sıkıştırma teknikleri kullanılır. QDesign firmasının geliştirdiği özel bir algoritmaya dayanır. Sıkıştırılmış dosyanın açılmasında kullanılacak bilgiler plug-in’de bulunduğu için ortaya çıkan dosya çok küçük boyuttadır.

Streaming Audio ve Video

Normal ses kayıt biçimindeki dosyaların (WAV, AIFF ve AU) Internet’te yararlanılamayacak kadar büyük boyutta olmaları, endüstri uzmanlarını MP3’den bile daha öte skıştırma yapabilen algoritmalar geliştirmeye zorladı ve ve ortaya Streaming Audio ve Streaming Video ya da bu ikisini birleştiren isimle Streaming Media biçimleri çıktı. Stream, İngilizce isim olarak dere, çay veya fiil olarak yavaş yavaş akmak demek. Bilgisayar tekniği olarak ise, audio (ses) ve video dosyalarını bilgisayarınıza indirip de kendi sabit diskinizden çalmak yerine, “indirilirken dinlemek veya seyretmek” anlamına geliyor. Bunun iki türlüsü var: sesler Internet sitesinde bir diskte duruyor; siz talep edince size gönderiliyor (on- demand, talep halinde), veya bir konser veya radyo gibi sürekli çalınıyor, siz arzu ettiğiniz zaman bağlanıyorsunuz (live, canlı).

Şu anda birbirine rakip iki Streaming teknolojisi var: Microsoft’un Streaming Media Technology’si ve RealNetwork’ün RealAudio ve RealVideo’su. Bu iki teknoloji de üç ögeye sahip: müzik ve videonun kendisi; streaming media’yı size sunan Web bilgisayarı, veya Server; dinleyici olan Web ziyaretçisinin bilgisayarındaki Web Browser programına eklenmiş plug-in.

Her iki teknolojinin sahibi şirket de en çok tutulan yöntemin kendi sistemi olduğunu öne sürüyor. MS Media Techonologies grubunda yer alan ses-video biçim çevirme, yeni ses video oluşturma, Server’dan arzu eden Web dinleyicisine verme ve bunu ziyaretçinin bilgisayarında sese ve görüntüye dönüştürme programlarını Microsoft’un sitesinde, http://www.microsoft.com/windows/windowsmedia/download/default.asp adresinden edinebilirsiniz. RealNetwork’ün programlarını ise http://www.real.com/solutions/index.html adresinde bulabilirsiniz. Microsoft’un çözümünün bir türü var; hepsini ancak Internet’ten indirerek ücretsiz elde edebilirsiniz. RealNetwork’ün çözümü iki grup: Internet’ten ücretsiz indirebileceğiniz sürümlerinin yanı sıra satınabileceğiniz “Plus” sürümleri de var.

http://www.mutasyon.net/ho_yazioku.asp?id=101

Bağlantılarım

GOOGLE SITE

Google Reader veya Anasayfaya Ekleyin Yahoo'ya Ekleyin Facebook'a Ekleyin
Blogcu ile yapıldı